11.04.2014

çocuklarımıza kesinkes söz dinletmenin yolları


Daha 20 aylık bir bebeğim olmasına rağmen şimdiden çocuk gelişim uzmanlarının makalelerini okuyor bilgi ediniyorum, zira afacan mı afacan bir kızım var ve daha şimdiden bana kök söktürüyor söz dinleme konusunda :/ Neyse ki onun da bir birey olduğunu unutmadan "konuşarak" ve "anlatarak" asla yalan söylemeden ve aldatmadan devam ettiğimde görüyorum ki söylediğim şeyleri anlıyor, ona da mantıklı geliyor ve uyguluyor benim minik meleğim. Her ne kadar daha minik ayaklarını mama sandalyesinden doğru yemek masamıza koymaması gerektiğini ya da tabletimin üstüne çıkmaması gerektiğini öğrenemediyse de, şuan ondan bu görgü kurallarını beklemeyecek kadar akıllı bir anneyim :D
 



Çocuklarımıza hele de şu meşhur "ergenlik dönemi" çocuklarına nasıl söz dinletilir bu makaleyi okuyarak eminim çok şey katacaksınız bilgi dağarcığınıza hanımlar.. Bu arada aşağıdaki makale Elizabeth Pantley’in "Çocuğunuzla İşbirliği Yapabilme" kitabından alıntılar içeriyor ve semerkand aile dergisinden Hanzade Yücel'e aittir..

Her çocuğun söz dinleme algısı farklıdır. Çocuğunuz belki ergenlik dönemine kadar sizden korktuğu için “şunu yap, bunu yapma” tarzındaki direktiflerinizi yerine getiriyor olabilir ama 15’inden sonra size karşı itirazlarının artma ihtimaline hazır olmalısınız. “Çocuğunuzla İşbirliği Yapabilme” adlı kitapta yer alan, yazar Elizabeth Pantley’in bu konudaki bazı önerileri oldukça akla yatkın görünüyor. Mesela, çocuktan bir şey istendiğinde bunu ona açık ve net ifadelerle anlatmak, seçenekler sunmak, zaman tanımak pratikte rahat uygulanabilecek bir yöntem. Aslında burada işin yüzde 99’u ebeveyne düşüyor. Ebeveyn ne kadar iyi bir iletişim dili kullanabilirse ve çocuğun o anki psikolojisini ne kadar anlayabilirse çocukla işbirliği yapma oranı yüksek oluyor. Dolayısıyla çocuğunuza söz geçirmeye çalışırken ne tür cümleler kullandığınızı şöyle bir gözden geçirmeniz gerekecek.

Genelde aileler bir konuyu onaylamadıklarını anlatmak için uzun uzun analizler yaparak, bazen suçlayıcı konuşarak, hatta alay ederek ve bunların hepsini dolaylı anlatımlarla ifade ederek çocuğa bir takım mesajlar vermeye çalışırlar. Böylece düşüncelerini iletmek isterken pek çok cümle kurmuş ve bu arada çocukla kavga etmenin yolunu da açmış olurlar. Dolaylı ifadeler kişiyi meramını anlatmaktan uzaklaştırır.

Pantley’in ebeveynlere yönelik hoşuma giden önerilerinden biri şu: Çocuk oturma odasındaki sehpanın üstünde yemek yiyor ve geride bıraktığı bulaşık ve dağınıklıkları kaldırması isteniyor. Çocuğa iki farklı yaklaşım sergilenebileceğini belirtiyor Panthley; biri olumsuz, diğeri olumlu. Birinci yaklaşım: Anne odaya girip ortalığın dağınıklığının hala toplanmadığını görünce “Aman Allahım böyle bir çocuğu hak etmek için ne yaptım!” diyor. İkinci örnek: Anne odaya giriyor, sehpanın üstü hala dağınık, çocuk ise oyuna dalmış durumda. “Oğlum oyunun biter bitmez sehpanın üstünü toplamanı istiyorum” diyerek ne istediğini net ifade eden bir cümle kuruyor. Birinci mesaj çocuğun sadece dağınık olduğunu belirtmekle kalmayıp çok kötü bir çocuk olduğunu vurguluyor, suçlama ve memnuniyetsizlik gibi ağır olumsuz anlamlar içeriyor. İkinci cümle ise çocuktan ne istendiğini kısaca izah ediyor ve bir de psikolojisini hazırlıyor: “Oyunun biter bitmez”... Çünkü o an oyuna dalan bir çocuğun fiziksel olarak o işi bırakması için öncelikle zihinsel yönden buna hazırlanması gerekiyor. Yani çocuk oyuna devam etmek isterken ondan başka bir şeyi yapmasını beklediğinizde çatışma çıkabiliyor ve çocuk, dediğiniz şeyi yapsa bile canı istediği için değil sizin otoritenizden dolayı yapıyor ve aslında kendisini mutsuz hissediyor. Çocuğun bu duygusunu göz önünde bulunduran ikinci örnekteki anne aslında bilinçli olarak “oyun bittikten sonra” ibaresini ilave edip çatışma olasılığını azaltıyor.

Çocuğa bir şeyler anlatmaya çalışırken söylediğimiz dolaylı ifadelere pek çok örnek verilebilir ama sanırım en çok kullandıklarımız şunlar: “Kitaplarını toplasan ne iyi olurdu!” “Oyuna başlamadan önce ödevlerini bitirmeni isterdim…”  Oysa ki, “Kitaplarını toplamanı istiyorum”, “Oyuna başlamadan önce ödevlerini bitirmelisin” gibi net ifadelerle mesajınız daha doğru anlaşılmaktadır.

“ODANI TOPLA” DENDİĞİNDE “EŞYALARI DOLABA TIKIŞTIR” ANLAŞILIYORSA

Dolaylı anlatımların yanında ebeveynin düştüğü bir diğer anlatım sıkıntısı da belirsiz ifadelerle konuşmasıdır. Mesela, “odanı topla” sözü genelde dinlenmez. Oda ya dağınık kalır ya da çocuk “odanı topla”dan ortalıktaki eşyaları “dolaplara tıkıştır”ı anlamaktadır. Açık ifade ile, “odanı topla, yani kitaplarını kitaplığa yerleştir, oyuncaklarını kutusuna ve elbiselerini dolaba as” şeklinde çocuktan odasındaki soruna yönelik neleri yapmasını istiyorsanız net olarak ifade etmelisiniz.

Çocukla işbirliği yapmadaki başka bir kural ise şartlı izin verme ya da yazarın ifadesiyle “Annenizin kuralı”nı uygulama. Bu ifadelerde de annenin kurduğu cümle şekli çok önemli. Çocuk dışarıda oynamak istiyor siz ise yemeğini bitirmesinin daha doğru olduğunu düşünüyorsunuz. Çocuğa dönüp “Yemeğini yedikten sonra dışarıda oynayabilirsin” diyorsunuz. Burada sakıncalı ifade şöyle olurdu: “Yemeğini bitirene kadar dışarıya çıkamazsın.” Bu cümleler ebeveyn ve çocuk arasında farkında olunmasa da bir mücadele ve zıtlaşma başlatıyor. Cümlenin sonunda yasaklar ve emirler bulunan kelimeler kullanmaktansa izin veren, özgür bırakan ve tercih imkanı sağlayan ifadelere yer verilmesi daha rahatlatıcı bir iletişim şekli.

ÇOCUKTAN BİR ŞEY İSTERKEN ONA SEÇENEKLER SUNMALI

Çünkü çocuk kendi seçtiği bir şeyi yapmaktan daha çok hoşlanıyor. Böylece her ikinizin de istediği oluyor. Pijamalarını giymek istemeyen çocuğunuza uyumadan önce giydirdiğiniz pijamalarını göstererek seçme hakkı tanıdığınızda pijama giymek ona eğlenceli gelebiliyor. Yalnız, seçenek sunarken dikkat etmeniz gereken şey her iki örneğin de sizin doğru gördüğünüz alternatifler olması. “Süt mü istersin, çikolata mı?” Diye bir öneride bulunursanız sağlıklı olanla sağlıksız iki zıt şeyi çocuğa aynı kulvarlarda sunmuş olursunuz.

“MERHABA, BEN SENİN BEZİNİM”

Beş yaş altındaki çocukları ikna etmek ise ayrı bir sanattır. Bu dönem çocuklarına bazı nesneleri konuşturarak iletişim kurmak hayli etkili olabiliyor. 1-1,5 yaş arasındaki çocukların altını değiştirirken kaçmaları bilinen bir davranıştır. AHAHAHA BİLMEZ MİYİMMM :D Onları giydirmek de aynı sıkıntıyla geçer.  “Bezini değiştirme zamanı” dersiniz, bakmışsınız çocuk odadan kaçmış. Bezi elinize alıp onu kukla gibi tutarak çocukla konuşturmaya başlarsınız. “Merhaba, ben senin bezinim. Sen çook cici bir çocuksun. Hadi bana bir kucak ver, hadi sana bi güzel sarılabilir miyim…”

Elizabeth Panthley’in  bu cümlelerine bakınca çocukla iletişim için annenin ne kadar da çok çaba harcaması ve beynini o yöne kanalize etmesi gerektiğini görüyor insan. Her şeyden de önce bu kadar detaylı düşünüp çocukla uzun uzun konuşacak vakte sahip olmanın neredeyse imkansızlığını düşünüyor. Belki de ebeveynlerin tüm bu belirtilen iletişim sıkıntıları yaşaması vakitsizliklerinden ve çocukla bu kadar detaylı uğraşmayı gerekli görmemelerinden kaynaklanıyor. Çocuk belirli bir yaşa gelince anlıyoruz ki, ona “şunu yap, bunu yapma” demenin hakikaten bin türlü yöntemini bulmak ve zaman ayırarak bunu doğru bir iletişim şekliyle ona belirtmez zorundayız. Bundan kaçış yok. Elizabeth Pantley’in “Çocuğunuzla İşbirliği Yapabilme” kitabı ebeveyne alternatif yollar bulması bakımından okunmaya değer bir kitap.  
Yorum Gönder